Usta’nın kız Usta’yı anlattı

489

İstanbul Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü tarafından düzenlenen, Kütahya ve İznik çinisinin usta isimleri merhum Sıtkı Olçar ile Eşref Eroğlu’nu kızlarının konuşmacı olduğu bir panel gerçekleştirildi.

İki ustanın kendileri gibi çini sanatçısı olan kızları Nida Olçar ve Selcen Eroğlu, ‘Kızlarının Diliyle İki Çini Ustamız Sıtkı Olçar ve Eşref Eroğlu’ panelinde, babalarının çini sanatına başlama hikâyelerini ve Türk çinisini taşıdıkları noktayı genel hatlarıyla anlattı. Panelin moderatörlüğünü yapan Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Latife Aktan Özel, söze çini sanatına imzasını atmış merhum Faik Kırımlı’yı anarak başladı. Kırımlı’nın Türk çini sanatının gelişimine büyük katkısı olduğunu kaydeden Özel, Olçar ve Eroğlu’nun da Kırımlı ile yollarının kesiştiğinin altını çizdi. Dünyanın birçok yerindeki saray gibi önemli mekânların babasının çinileriyle süslü olduğunu söyleyen Selcen Eroğlu, Cidde Sarayı’nda babasına ait özel bir koleksiyonun sergilendiğini ifade etti.

MODERN TASARIMLARLA ŞAŞIRTAN TATLAR

Babasından devraldığı atölyesinde geleneksel el sanatlarını modern hatlarla devam ettiren Nida Olçar, babası Sıtkı Olçar’ın tıpkı Eşref Eroğlu gibi hediyelik eşya dükkânı açarak çini dünyasına adım attığını dile getirdi. Nida Olçar, dönemin ustalarından klasik çini üzerine bazı modern uygulamalar yapmalarını isteyen ancak her defasında tepki ile karşılaşan babasının, klasik ile moderni sentezleyen yeni bir oluşumu kendi atölyesini kurarak ortaya çıkardığını kaydetti.

‘HER DEFASINDA ŞAŞIRTAN
TATLARIYLA SANAT DÜNYASINA SUNDU’

Sıtkı Olçar’ın erken İslâm, Selçuklu, İznik, Kütahya, Çanakkale seramikleri üzerinde uygulanan binlerce yıllık motifleri kendi üslubuyla çağdaş formlara uyarlayarak, diğer ustaların geleneksellik sadakatini aşıp dikkat çekmeyi başardığını söyleyen Nida Olçar, “Babam modern tasarımlar yaparak binlerce yıllık eserleri tekrar hayata geçirdi. Kaybolmuş tekniklere yönelik çalışmalarla geleneksel teknik ve üslupları yaşatmayı başardı. Mercan kırmızısı denemeleri, Selçuklu geleneği mat turkuaz ve sarı sırrı çinilerde kullanması 1970’li yıllarda ses getirdi. Sıtkı Usta 37 yıllık seramik hayatı boyunca Roma’dan Bizans’a, Abbasi’den Fâtımî’ye, Selçuklu’dan Osmanlı’ya; seramik sanatının renk, desen, form hazinesinin bütün baharatlarını usta bir şef gibi harmanlayarak her defasında şaşırtan tatlarıyla sanat dünyasına sundu” dedi. Nida Olçar; Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Amerika’ya uzanan sergileriyle ünü dünyaya yayılan Sıtkı Olçar’ın, eserleri ölmeden önce dünya müzelerine ve özel koleksiyonlara giren ender sanatçılardan biri olduğunun altını çizerek sözlerini tamamladı.