‘Ölüm ilanı’nı bile kendi hazırladı

1561

Kütahya’da, 12 yıl önce eşi vefat eden ve o günden sonra yalnız yaşamaya başlayan 90 yaşındaki İsmail Hakkı Oğuz, eşinin cenaze hazırlıkları konusunda yaşadığı sıkıntıları çocukları da yaşamasın diye kefeninden mezar yerine kadar, ölüm ilanına kadar bütün hazırlıklarını yaptığını bildirdi.

Kentte, “Ahi baba” olarak da bilinen, Türkiye’nin ilk Elektrikçiler Derneğini Kütahya’da kurarak tarihe geçen Oğuz, çocuk yaştan itibaren çalışma hayatına başladığını, 90 yılının neredeyse tamamını dolu dolu geçirdiğini söyledi.

1926 yılında dünyaya geldiğini, 1933 yılında da şehirdeki bir lokantada çalışmaya başladığını belirten Oğuz, “ Yaklaşık 8 yıl kadar lokantada çalıştım. Çalıştığım esnada dışarıdan okuyarak ilk ve ortaokulu diplomalarımı aldım. Daha sonra İzmir Mitahpaşa Endüstri Meslek Lisesinde elektrik bölümünü bitirip sonrasında ise İstanbul’da Kur’an ve din eğitimi aldım ve 1944 yılında imam hatip olarak atandım. 23 yıl imam hatiplik yaptıktan sonra istifa edip elektrik teknikeri olarak 22 yıl da Ereğli’deki demir çelik fabrikasında çalıştım. Emekli olduktan sonra Kütahya’da bir süre de esnaflık yaptım ve bu süreçte Ahilik kutlamalarında “Ahi Başkanı” seçildim. Bu şekilde neredeyse geçen 90 yılımın tamamını dolu dolu yaşadım.” dedi.

“Ölüm ilanıma kadar her şeyimi hazırladım”

2004 yılında eşi vefat ettikten sonra yalnız yaşamaya başladığını ifade eden Oğuz, şöyle konuştu:

“Eşimin vefatında cenaze hazırlıkları yaparken birçok sıkıntı yaşadım. Gerek kefen alımında gerek diğer malzemelerin temininde ve gerekse mezarlık yeri hazırlığında çeşitli sıkıntılar yaşadım. Benim üç çocuğum var. İkisi şehir dışında biri Kütahya’da yaşıyor. Onlardan ayrı ve yalnız yaşıyorum. Çocuklarım da ben ölünce benzer sıkıntılar yaşamasın diye cenaze için lazım olacak kefen, tahta, hasır, sünger, sabun gibi malzemelerimi hazırladım ve odamın bir köşesine koydum. Hatta ben ölünce belediyeden yapılacak olan ölüm ilanımı da kendim yazıp hazırladım. Ben ölünce yazdığım ilanla ölümüm duyurulacak. Sultanbağı mezarlığında bulunan annem, ağabeyim ve eşimin mezarının yanı başına da kendi mezar yerim olarak belirledim. Mezarcıya ve yakınlarıma bu şekilde vasiyette bulundum. Bu konuda çocuklarımın sıkıntı yaşamasını istemiyorum. Bu hazırlıklarımı hep bu yüzden yaptım. Allah ömür verirse cenazede diğer masraflar için gerekli olacak olan parayı da biriktirmeye çalışıyorum.”

“Eşimin anısı üzerine başka kadın kabul etmedim”

Bir süre önce dizlerindeki rahatsızlığından dolayı ameliyat olduğunu, ameliyat olmadan önce her Cuma sabahı mezarlığa gidip Kur’an okuyup dua ettiğini de kaydeden Oğuz, “Eşimi çok arıyorum, onsuz hayat çok zor. Zaman zaman dostlar “Evlendirelim seni” diyorlar. Ama ben eşimin anısının üzerine bir kadın kabul etmiyorum. Onu çok seviyordum. Hatta eşimle evliliğimizin 57’inci yıldönümünde almış olduğum çiçeği evimde hala saklıyorum. Eşim vefat ettikten sonra, “Akşam oldu hüzünlendim ben yine, hasret kaldım gözlerinin rengine” şeklindeki şarkıyı evde geceleri mırıldanıyorum. Tabi bunları demekle ona duyduğum özlem hiçbir zaman gitmiyor.” ifadelerini kullandı.